eleştiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eleştiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2015 Pazar

Burası Güzel, Haydi Konumlanalım !

 
   İyi reklamcılar, yaratıcı strateji yazarları her fırsatta konumlandırmanın öneminden bahseder.  Bir marka, konumlandırmasını iyi yapıp, tüketici algısındaki yerini sağlamlaştırabilirse; o markanın iletişim hedeflerini o kadar kolaylıkla gerçekleştirebileceklerini savunurlar.
Dünya’nın en büyük markaların konumlandırmasını sağlam yapmış markalar olduğu bir gerçek. Otomobil sektöründe sağlamlık denildiğinde akla Volvo, lüks denildiğinde Mercedes, güç denildiğinde Subaru gelir. Her sektörde markalar farklı fonksiyonel ya da duygusal faydaları sahiplenerek güçlü olmaya çalışırlar.
     Günümüzde fonksiyonel fayda sahiplenmek Orijinal Brand’ler için -belki- istisna olsa da çok zor. Markalar genel olarak duygusal fayda sahiplenmeye çalışıyorlar. Şahsi fikrim duyguyla bir anlam yaratıp duygusal bağ kurmak, fonksiyonel faydayla bir bağ kurmaktan çok daha değerli. Çünkü tüketici fonksiyonel faydayı başka markada da bulabilse de duygusal faydayı her marka da bulamayabilir.
     Coca- Cola Original Brand olmasına karşın her zaman duygusal fayda sağlayan bir marka stratejisini benimsemiştir. Zaman zaman -özellikle yaz aylarında- susuzluk üzerine gitse de genel olarak “mutluluk” üzerine yoğunlaşan bir marka olmuştur. Konumlandırmasını mutluluğa yapan farklı sektörlerden pek çok farklı marka sayabilsek bile Coca – Cola tüm sektörlerde mutluluğu en çok sahiplenen markadır.
     Bu reklam her ne kadar Türkiye’de gösterimde olmasa da konumlandırmasını mutluluğa yapan bir marka için son derece başarılı bir örnek. Coca- Cola mutluluk konumlandırmasından bir adım daha öteye geçerek “Make It Happy” sloganıyla tüketiciye coca-cola içmenin en karamsar anlarda bile insanı mutlu edebileceği vaadini veriyor. Tabi ki coca-cola bir antidepresan değil ve insanlar üzgün anlarında “Bir cola içeyimde kendime geleyim.” gibi bir şey söylemiyorlar. Fakat reklam izleyiciye kötü durumlarda bile mutluluk olabileceğinin vaadini veriyor. Bu mutluluğun sponsoru olarakta markayı görüyoruz.

     Coca- Cola’nın Make It Happy işi konumlandırmayı ve marka vaadini güzel bir şekilde pekiştiren bir iş olmakla beraber son derece iyi kurgulanmış.  Gerçeküstü bir reklam olmasına karşın izleyiciyi ilk saniyeden son saniyeye kadar ekran başında tutmayı başarabilir. Çünkü reklamda sonunu merak ettiğimiz bir hikaye var. Zaten kısa film tadındaki reklamların, iyi bir senaryoya ve kurguyla yapıldığı taktirde her zaman başarılı olduğunu düşünürüm.  Bu iş özelinde belki 1-2 farklı tipteki insanı daha farklı planlarda görsek daha güzel olabileceğini düşünüyorum. Sanki reklam çok çabuk bitiyor ve izleyinin bir miktar tadı damağında kalıyor. Bununla beraber birkaç farklı insan iletişim mesajını daha da pekiştirebilirdi.
     Genel olarak son derece başarılı bir reklam. Umarım böyle işleri Türkiye’de de görürüz. Konumlandırma denildiğinde aklıma gelecek ilk işlerden biri olarak bunu not ediyorum.
                                                                                                             Volkan ŞİMŞEK
                                                                                                      Sürç-i lisan ettiysek affola

5 Mart 2015 Perşembe

Amca Topu Atar mısın?

     Anadolu Hayat Emeklilik,  #banaamca-teyzedediler dediler reklam serisiyle Türkiye'de konvansiyonel reklam anlayışına viral bakış açısıyla bakan markalara serisine katılmış. Gerek ilgi çekiciliği, gerek akılda kalıcılığı gerekse wom etkisi potansiyeliyle Anadolu Hayat Emeklilik oldukça başarılı bir kampanyaya imza atmış.
     Son dönemde reklam kampanyası kurcalarken en çok dikkatimi çeken eksiklik reklamın tümünün iletişim çatısına entegre olamamasıydı.  Reklam filminin vaadini, ses tonunu, ana iletişim mesajını, içgörüsü bir yerde iletişim çatısı ve slogan ayrı bir yerde duruyordu. Fakat Anadolu Hayat Emeklilik'in yeni reklam serisi bu kötü bakış açıma son verdi. Reklam kampanyasını her şeyiyle oldukça beğendim. 
   
     Kampanyanın hedef kitlesine demografik olarak 30-35 yaş arası şehirli çalışan kadın ve erkekler diyebiliriz. Bu hedef kitle bazında reklam filminin son derece başarılı bir içgörüye göre şekillendiğini söyleyebilirim. İçgörüyü kabaca tasvir etmek gerekirse “ Yılların nasıl bu kadar çabuk geçtiğini anlayamıyorum. İnsanların tepkileri sonucu yaşlı biri olduğumu hissediyorum.” denilebilir. Bu içgörü doğrultusunda oluşan kurgu oldukça mizahi bir ses tonuyla aktarılmış.
     Peki marka burada nerede devreye giriyor? İçgörüsünü iyi tanımladığı hedef kitleye hangi vaadi veriyor?
     Genelde emeklilik reklamları yalnızca fonksiyonel fayda üzerine yoğunlaşır. “Para” satmaya çalıştıkları için de sanırım bunun en doğru yolu olduğunu düşünüyorlar. Fakat Anadolu Hayat Emeklilik fonksiyonel faydayla beraber hedef kitle için duygusal bir anlamda yaratmış. Yaşlandıkça korkan, geleceği hakkında endişeleri artan hedef kitle için reklamdaki mizah, insanın kendi kendine güldürebilme gibi sıcak duygularla duygusal bir fayda da sağlamış. Hedef kitleye yaşlanırken de mutlu olabileceğinin vaadini vermiş.

     Reklam filminin oldukça komik olması viral etkisini de oldukça arttırmış. Youtube’da 1 milyon
izlenen video için kullanıcılar kendi içeriklerini de doğurmuş. Filmle ilgili pek çok caps yapılmış, film senaryosunda yeni videolar yapılmış. Kampanya viral etkiyi son derece iyi başarmış. Bunda senaryonun yanı sıra jingle müziğinin de çok önemli bir etkisi olduğunu düşünüyorum.

     Güzel iş güzel sonuçlarda doğurur. Anadolu Hayat Emeklilik'in yeni kampanyasının iletişim hedeflerine ulaştığı su götürmez bir gerçek.Umuyorum bu şekilde yaratıcı stratejiye dayanan güzel işleri daha fazla görürüz.


                                                                                                              Volkan ŞİMŞEK                            
                                                                                                      Sürç-i lisan ettiysek affola